Muhteşem Tarih

Keferenin Gemisi Batıyor!

Keferenin Gemisi Batıyor!

Yazdır
Cuma, 23 Şubat 2007
ImageÇanakkale Savaşı’nda, İngiliz ve Fransızlar, sömürgelerinden gençleri toplayarak Türklerle savaşmaya getirmişlerdi. Trablusgarp ve Balkan harplerinden yorgun ve yaralı çıkan Türk milletinin elinde, vatan sevgisi gibi güçlü bir sermayesi vardı. Kasım 1914’te Çanakkale ve Maydos, yani Gelibolu kıyılarını şiddetli bombardımana tutan bu kan içiciler, binlerce sivili öldürdüler.
Marmara’ya giren İngiliz denizaltıları, asker ve malzeme sevk eden birçok gemimizi sinsice vurdular. Binlerce mâsum askerimizi şehid ettiler. Zeytinburnu’ndaki, top döküm fabrikamızı bombaladılar. İrili ufaklı 407 parça gemi ile, Çanakkale Boğazı’na 18 Mart 1915 günü sabah 08.30’da girmeye başladılar...

Birgün önceden mayın tarama filolarından aldıkları raporlara göre, Boğaz suları mayınlardan temizlenmişti. Ama bir şeyi unuttular... Türkün, “Vatan sevgisi imandandır.” inancını!.. Nusret Mayın Gemisi, gece sabaha kadar, karanlık koya, modası geçmiş ve elinde kalabilen son 26 mayını sessizce döküvermişti. Her zaman mayınlar, Çanakkale Boğazına, akıntıya dik istikamette döşendiği hâlde, bu sefer akıntıya paralel bir hat meydana getirilmişti... İşte bu sistem, ev yıkıcı, kan içici Batı kuvvetlerini hezimete uğratmaya yetmişti.

Birbiri ardına en modern zırhlılarını kaybetmeye başladılar. Rahmetli Hatice Turhan Sultan’ın kendi parası ile yaptırdığı Sedd-ül Bahir ve Kilid-ül Bahir tabyalarındaki eski model toplarımız, bu mağrurları birer birer boğazın dibine göndermişti. Bir tabyada top başındaki Cideli Mahmud Çavuş, attığı tek gülle ile Fransız Bouvet Zırhlısı’nı vurmuştu.

Akabinde aynı tabyaya düşen bir mermi, Mahmud Çavuş’un iki ayağını birden koparmıştı. Çok kan kaybediyordu. Hemen geriye, ilk yardım yerine çekerlerken, tabyadan bir nefer, “Keferenin gemisi batıyor.” diye bağırınca, Mahmud Çavuş kendisini taşıtan kumandanına döndü ve; “Allah için beni yukarı çıkartın!” diye yalvardı...

Durumu çok ağırdı. Son arzusunu yaptılar. Sanki Mahmud Çavuş yaralı değil gibi tatlı tatlı tebessüm ederek, Bouvet Zırhlısı’nın batışını seyretti ve Kelime-i şehâdet getirerek orada rûhunu teslim etti...

-Türkiye Gazetesi-

 




Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: nj car insurance, 12.04.2012, 00:58 (UTC):
Good morning! Up early here in California to see if I could get on Target for Missoni -- of course it crashed already! Anyways, clicked on your site and was so excited to see that you found the source of the paper! I was happy already when you responded to my question about the paper yesterday. Did some researching myself and all I could find was Grafix, which has the mirror-like metallic finish but in much smaller sizes. I have a large Anthropologie lampshade that sits on top on a taller dresser in my young daughter’s room and it’s always bugged me to see the inside. It’s the embroidered peacock shade with a bit of gold thread. The gold foil was just what I was hoping for! Thanks so much!!


Yorumu gönderen: cheap cialis, 24.03.2012, 08:14 (UTC):
Once upon a time, I turned pages for Jamie when he performed the Kreutzer Sonata at a studio class. This was before I played it myself, so I was unfamiliar with the theme & variations movement. There's one particular variation which is 2 straight pages of 16th notes, and 2 repeats. I made the mistake of glancing away from the page for a second, and discovered to my horror when I looked back that I couldn't remember a) where we were, and b) whether we had done the repeats. I ended up half-standing & hovering for what seemed like an eternity, with Jamie kindly giving me subtle no shakes and finally a clear yes nod.Then there was the time that I turned for a friend playing in a vocal recital @ Scotiafest. He asked me at the last minute as a favour, so I accepted, forgetting that I was battling the remnants of a nasty cough. There's nothing like being on stage and NOT BEING ALLOWED TO COUGH that will make you want to cough up a lung. I managed to get through the entire thing without once coughing during a piece, but then had a friend in the audience comment on the odd expression on my face at various times.


Yorumu gönderen: Alia, 23.03.2012, 17:11 (UTC):
I've been reading with great isetrent about your new journey and applaud you for it. I teach preschool in the Tucson foothills, a total cakewalk compared to what you're taking on. Can't wait to read about what the kids are like, how the reality compares to your expectations, if teaching gives you the satisfaction you hope it will. And thank you. Thanks for taking a job that's notoriously underpaid but so incredibly important.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Siteniz:
Mesajın: