Muhteşem Tarih

Bre Doğan! Bre Doğan!

Bre Doğan! Bre Doğan!


Kosova Meydan Savaşı'nda büyük bir bozguna uğrayan Haçlı orduları Macar Kralı Sigismund'un liderliğinde büyük bir birlik oluşturdular. Bu birliğe Avrupa devletlerinin hemen hepsi katılmıştı. 130 bin kişilik bir ordu ile Bulgaristan'a girdiler ve Doğan Bey tarafından korunan Niğbolu Kalesi'ni kuşattılar.

Durumu haber alan Yıldırım Bayezid harekete geçerek yardıma koştu. Kalenin çevresi tamamen kuşatıldığı için herkes merak içindeydi. Her ne olursa içerden bir haber alınmalı ve ona göre hareket edilmeliydi.

Bunun için kafa yoran Yıldırım Bayezid, hiç kimseye haber vermeden bu görevi kendisi yapmaya karar verdi. Gecenin karanlığından faydalanarak atını sürdü ve gitti.

Niğbolu Kalesi'nin çevresi karanlıklar içindeydi. Kaleyi kuşatan Haçlı askerlerinin yer yer yaktıkları ateşler havadaki esrarengizliği bir kat daha arttırıyordu. Yıldırım Bayezid, içki içe içe sarhoş olan devriyeler arasından geçerek kale duvarının yanına kadar geldi ve gecenin sessizliğinden yankılanan bir sesle haykırdı:

-Bre Doğan! Bre Doğan!..

Haçlıların teslim olma reddeden Doğan Bey her an tetikteydi ve meraklı bir bekleyiş içindeydi. Duyduğu bu ses merakını büsbütün arttırdı. Evet, yanılmıyordu; bu ses Sultan'ın sesiydi ama nasıl olabilirdi ki?

O ses kale duvarlarında bir defa daha yankılanınca heyecan ve sevinç içinde karşılık verdi:

-Buyur saadetlü hünkarım!

-Bre Doğan, halin nicedir?

-Halimiz gördüğün gibi Sultanım. Elimizden geleni yapar, kaleyi düşmana vermeyiz!

-Hele dayanın! İşte biz dahi geldik!..

Yıldırım Bayezid geldiği gibi geri dönerken kale içinde adeta bayram vardı. Artık moraller yerine gelmiş, düşmana karşı olan dayanma güçleri artabileceği kadar artmıştı. Ya düşman?

İçlerinde Yıldırım Bayezid'in kale duvarlarında yankılanan sesini duyanlar olmuş ama ne olduğunu anlayamamışlardı. Onlar o sırada, "Osmanlı Padişahı'nın kaçtığını" iddia ediyorlardı. İşi daha da ileri götürerek, "Mısır'daki Memluk Sultanı'na sığındığını" söyleyenler bile vardı. Durumu anladıklarında ise iş işten geçmişti. Ertesi gün Türk Ordusu, Niğbolu önlerinde dünyanın en büyük zaferlerinden birini daha kazandı.




Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Roli, 29.10.2012, 05:40 (UTC):
We are offered an Education, whtheer or not we decide to embrace it is our choice. with a good education Welfare Benefits, and Affordable heath care come easily. If you chose not to take the Education then you have condemned yourself to a life of Labor. Unfortunately we have a massive majority of people on welfare abuse the systems, we all have the ability to work, and if not than Welfare is necessary other than that, you are a lazy slob, and a burden to the American Tax Payer. As for Health Care, Insurance should fill that void, again if you are able and willing to work, then you should, and so be able to afford health Insurance. These are not Right, they are Opportunity's and it is up too you to take hold of them

Yorumu gönderen: Murat Şen, 08.03.2011, 12:26 (UTC):
tarihimiz zafer dolu



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Siteniz:
Mesajın: